Nehir’in çekmecesinde mavi kapaklı bir defteri vardı. İlk sayfasına en sevdiği kalemle şunu yazmıştı: Bugün neyi merak ettim?
Pazartesi sabahı bahçede karıncaların ip gibi dizilip yürüdüğünü gördü. Defterini açıp sordu: Karıncalar yollarını nasıl buluyor?
Annesine sorduğunda, annesi hemen telefondan cevaba bakmadı. Gülümseyerek, 'Önce biz kendi gözlerimizle ne görebiliyoruz, ona bakalım,' dedi.
Nehir çimlerin üzerine çömeldi. Karıncaların bir ekmek kırıntısına gittiğini, sonra hiç sapmadan aynı çizgiden döndüğünü izledi.
Defterine karıncaların gidiş geliş yollarını çizen küçük oklar ekledi. 'Sanki yere görünmez bir ip bırakıyorlar,' diye mırıldandı.
Salı günü, limonatasının içindeki buzun giderek küçüldüğünü fark etti. Defterine hemen yeni sorusunu yazdı: Buz nereye kayboluyor?
Babası dolaptan bir tabak çıkardı. Buzu tabağın tam ortasına koydular ve birlikte sandalyeye oturup sessizce beklemeye başladılar.
Nehir, katı buzun yavaş yavaş eriyip su damlalarına dönüştüğünü, tabağa yayıldığını izledi. Cevap, izledikçe kendiliğinden ortaya çıkıyordu.
Çarşamba günü okuldan döndüğünde mavi defter yerinde yoktu. Nehir odasının her köşesine baktı ama bulamadı. Bütün sorularım kayboldu!
Tam ağlamak üzereydi ki, küçük kardeşi koltuğun altından mavi bir köşe çıkardı. Defter oradaydı ama sayfaları biraz kırışmıştı.
Nehir defteri sevinçle açtı ama son sayfasında kardeşinin çizdiği kocaman, siyah bir yuvarlak vardı. Önce çok kızacak gibi oldu.
Derin bir nefes aldı ve kızmak yerine kardeşiyle göz göze geldi. Çizdiği o kocaman siyah yuvarlağı göstererek sordu: Bu nedir?
Kardeşi heyecanla ellerini çırptı ve 'Ay!' dedi. Nehir'in gözleri parladı, defterdeki o siyah yuvarlağa bambaşka bir gözle baktı.
Hemen kalemini aldı ve yuvarlağın yanına yepyeni bir soru yazdı: Gökyüzündeki ay neden bazen yuvarlak, bazen incecik bir dilim oluyor?
O gün Nehir harika bir şey keşfetti. Mavi kapaklı merak defteri, sadece doğru cevapları değil, heyecanlı soruları da saklıyordu.
Belki her sorunun cevabını hemen bulamazdı. Ama etrafına dikkatle bakmak ve sürekli sorular sormaya devam etmek, dünyanın en eğlenceli oyunuydu.
