Zeynep’in sınıfında herkesin oturmak istediği o meşhur sıra, tam pencerenin kenarındaydı. Oradan, bahçedeki yaşlı erik ağacının yeşil dalları görünürdü.
Rüzgarlı günlerde ağacın yaprakları cama hafifçe vurur, dersin tam ortasında sınıfa küçük ve huzurlu bir orman sesi taşırdı.
Pazartesi sabahı Zeynep, Bora ve Elif aynı anda o sıraya yöneldi. Zeynep, 'Geçen hafta hiç burada oturmadım,' diyerek hakkını savundu.
Bora hemen itiraz etti, 'Ama ben sabah herkesten önce gelip ilk sırayı kapmıştım!' Elif ise sessizce başını öne eğdi.
Öğretmenleri sırayı hemen birine vermedi. Tahtaya kocaman harflerle iki kelime yazdı ve altını özenle çizdi: Eşit ve Adil.
Sınıfa dönerek, 'Sizce bu iki kelime tam olarak aynı anlama mı geliyor? Yoksa aralarında görünmez bir fark mı var?' diye sordu.
Bora kendinden emin bir şekilde parmak kaldırdı. 'Eşitlik, sınıftaki herkese tam olarak aynı şeyi, aynı miktarda vermektir,' dedi.
Zeynep de söze karıştı: 'Adil olmak da, bence herkesin hak ettiği şeyi alması, hiç kimseye haksızlık yapılmaması demektir.'
Öğretmen gülümsedi. 'Peki,' dedi yumuşak bir sesle, 'Hak edilen şey, her zaman herkes için tıpatıp aynı mıdır acaba?'
Sınıfta bir uğultu koptu. Kimi kura çekmeyi önerdi. O sırada arka sıradaki Elif'in defterine çok yakından baktığı, gözlerini kıstığı fark edildi.
Elif çekinerek konuştu: 'Ben arka sıradan tahtadaki yazıları okumakta çok zorlanıyorum ama yerimi değiştirmek istediğimi söylemeye utanmıştım.'
Zeynep'in içi cız etti. Bir yanı o güzel ağacı izlemek istiyordu. Ama diğer yanı Elif’in tahtayı göremediği için yaşadığı zorluğu düşündü.
Öğretmen sordu: 'Eğer üçünüze de aynı numaralı gözlüğü verseydim bu eşit olurdu. Ama sadece ihtiyacı olana uygun numarayı verirsem bu ne olur?'
Zeynep yavaşça fısıldadı: 'Adil olur. Adalet herkesin aynı şeyi alması değil, gerçekten ihtiyacı olanın, göremeyenin görebilmesini sağlamaktır.'
O hafta pencere kenarına Elif oturdu. Zeynep biraz üzülse de, içindeki o garip rahatsızlık gitmişti. 'Adil olmak bazen fedakarlık gerektirir,' diye düşündü.
Cuma günü Elif, Zeynep'e döndü ve gülümsedi. 'İstersen teneffüste erik ağacını birlikte çizebiliriz.' Zeynep masaya oturdu, adalet kalbinde çiçek açmıştı.
