Mina, pazar günü kuzeninin tabletinde renkli videolara daldı. Ekranda harika piyano çalan, kusursuz taklalar atan, odasını mükemmel düzenleyen çocuklar vardı.
Tableti kapatıp kendi odasına döndüğünde her şey gözüne çok sıradan göründü. Masada yarım bir resim, yerde tek bir çorap duruyordu.
O anda zihninin derinlerinden kısık ama net bir ses duydu: 'Sen hiçbir zaman onlar gibi olamayacaksın, hiçbir şeyi güzel yapamıyorsun.'
Mina bu sesten hiç hoşlanmadı ama ses susmuyordu. Yarım kalan kuş resmini tamamlamak istedi, fakat çizdiği kanat biraz yamuk ve orantısız oldu.
İçindeki ses hemen fırsatı değerlendirdi: 'Gördün mü? Bak, yine beceremedin. Ne çizersen çiz hep bir yerleri yamuk veya eksik kalıyor.'
Annesi odaya girdiğinde Mina hızla kağıdı ters çevirdi. 'Bakmanı istemiyorum, zaten çok çirkin oldu, ben resim yapamıyorum,' diye mırıldandı.
Annesi usulca yanına oturdu ve gözlerinin içine baktı. 'İçinde sürekli sana kızan, seni durmadan eleştiren sert bir ses mi konuşuyor yoksa?' diye sordu.
Mina şaşkınlıkla başını kaldırdı. 'Ama o ses gerçek bir insan değil ki, sadece benim kendi düşüncelerim,' diyerek omuz silkti.
Annesi, 'Gerçek bir kişi değil, haklısın. Ama bazen iç sesimiz, maça hiç ara vermeden düdük çalan en huysuz hakem gibi davranabilir,' dedi.
Ertesi gün Mina resmini tekrar önüne aldı. Yamuk kanada bakınca huysuz hakem yine düdüğünü çalmak için derin bir nefes almıştı.
Ama Mina bu kez o sese inanmak yerine yeni bir şey denedi: 'Evet kanadı yamuk oldu. Ama belki de sert bir rüzgarda uçmaya çalışıyordur.'
Resme biraz daha renk kattı. Kanadın etrafına rüzgarı anlatan mavi çizgiler çizdi. Yalnız kalmasın diye yanına minik, cesur bir kuş daha ekledi.
Okulda öğretmeni resimleri panoya asmak isteyince Mina heyecanlandı. Ama panoda gerçekten çok düzgün, çok kusursuz duran başka resimler de vardı.
İçindeki ses yine kıpırdandı, onu durdurmak istedi. Mina fısıldadı: 'Sen benim tarafımda mısın, yoksa beni sadece korkutmaya mı çalışıyorsun?'
Sert ses aniden sustu ve küçüldü. Mina derin bir nefes alıp resmini asarken, altına da gururla şu başlığı yazdı: Rüzgarda Uçmayı Öğrenen Kuş.
O gün Mina çok önemli bir sırrı çözdü: Başkalarının mükemmel görünmesi onun değerini azaltmazdı. Önemli olan, içindeki sesin onunla el ele yürümesiydi.
