Mina'nın mavi hırkasının üç düğmesi vardı.
Düğmeleri kendisi iliklemek istedi. Ama parmakları yardım etmedi.
Birinci düğme kaydı. Kumaşın altına saklandı.
İkinci düğme de kaydı. Üçüncüsü hiç durmadı.
Mina kızdı. "Yapamıyorum!" dedi. Hırkayı atmak istedi.
Dedesi yanına geldi. Tam karşısına oturdu.
"Sana zor geldi," dedi. Mina'nın gözleri doldu.
"Zor gelince küçük parçalara bölebiliriz," dedi dedesi.
"Önce düğmeyi tutalım," dedi. Mina düğmeyi tuttu.
"Şimdi de deliği bulalım," dedi. Mina deliği buldu.
Düğmeyi yavaşça deliğe soktu. Birazcık dışarı çıktı.
Mina'nın yüzü aydınlandı. "Biraz oldu!" dedi.
Sonra kule yaptı. Kule devrildi. Ağlamadı.
Derin nefes aldı. "Bir daha denerim," dedi.
Gün bitti. Bir düğme ilikliydi. Kule biraz eğriydi.
"Bugün ben deneme yaptım," dedi. Dedesi gülümsedi.




