Orman yavaş yavaş kararıyordu. Ağaçların arasında küçük bir ayı vardı, adı Pati. Ama Pati'nin hiç uykusu yoktu — daha oynamak istiyordu.
"Anne, ben uyumak istemiyorum!" dedi Pati, ayaklarını yere vurarak. Annesi kızmadı. Sadece yumuşacık gülümsedi. "Tamam," dedi. "O zaman önce hep yaptığımız küçük şeyleri yapalım, olur mu?"
Birlikte ılık bir bardak süt içtiler. Yu-dum, yu-dum... Pati'nin minik karnı sıcacık oldu.
Sonra Pati dişlerini fırçaladı. Fırça, fırça, fırça — dişleri gökyüzündeki yıldızlar gibi parıldadı.
Annesi perdeyi araladı. "Bak," dedi usulca, "ay da uyumaya gidiyor." Pati pencereden gümüş renkli aya baktı. Ve birden... aaah, kocaman bir esnedi.
Yumuşacık yatağına uzandılar. Annesi ona çok sessiz, çok yavaş küçük bir masal anlattı. Pati'nin göz kapakları ağırlaştı.
"Şimdi gözlerini kapat, minik ayım," dedi annesi ve onu sımsıkı sardı. Pati'nin kolları gevşedi, nefesi yavaşça derinleşti.
Ve Pati, daha bir kez bile "uyumak istemiyorum" demeye kalmadan, mışıl mışıl uyuyuverdi. İyi geceler, küçük ayı.
