Pamuk, uzun kulaklı, pembe burunlu küçük bir tavşandı. Dünyada en sevdiği şey, parkın ortasındaki kırmızı kaydıraktı. Sabah uyanır uyanmaz annesine koşar, 'Parka gidelim mi? Kaydırağa gidelim mi?' diye sorardı. Annesi de güler, 'Önce kahvaltı, sonra kaydırak,' derdi.
O gün parka vardıklarında Pamuk'un kalbi küt küt attı. Ama kaydırağın önünde uzun bir kuyruk vardı. Kirpi Dikenli, kaplumbağa Yavaş, iki küçük sincap ve bir de ördek yavrusu sırada bekliyordu. Pamuk kuyruğun en arkasına geçti. Bir, iki, üç saniye geçti. Pamuk'a bu üç saniye üç yıl gibi geldi.
'Çok uzun sürüyor,' diye mırıldandı. Ayaklarını yere vurdu. Kulaklarını sallayıp durdu. Sonra aklına bir fikir geldi: 'Ben çok küçüğüm, aralarından sıvışabilirim.' Küçücük adımlarla kuyruğun yanından ilerledi ve kendini en önde buldu. Tam merdivene ayağını koymuştu ki arkasından bir ses duydu.
'Pamuk, sıra bendeydi.' Bu, kaplumbağa Yavaş'ın sesiydi. Sesi kızgın değildi ama üzgündü. Dikenli de başını salladı. Sincaplar birbirine baktı. Ördek yavrusu 'Vak,' dedi, o da sırada bekliyordu. Pamuk bir an durdu. Kaydırağa baktı, sonra arkadaşlarına baktı. Kaydırak hâlâ kırmızıydı, hâlâ parlıyordu ama nedense artık o kadar güzel görünmüyordu.
Pamuk yine de kaydı. Vınnn diye aşağı indi. Ama aşağıda kimse 'Yaşasın!' demedi. Kimse 'Bir daha, bir daha!' diye bağırmadı. Herkes susmuştu. Pamuk'un karnında garip bir his oluştu, sanki içinde küçük bir taş varmış gibi.
Annesi yanına geldi ve çimenlere oturdu. 'Kaydırak nasıldı?' diye sordu. Pamuk omuzlarını kaldırdı. 'Hızlıydı ama... eğlenceli değildi.' Annesi başını salladı. 'Biliyor musun, beklemek zor. Benim için de zor. Ama sıra herkesin olduğu için güzel. Sen beklerken Yavaş kayıyor, Yavaş beklerken sen kayıyorsun. Böylece herkes hem bekliyor hem kayıyor.'
Pamuk kuyruğa geri döndü, bu sefer en arkaya. Yavaş'a 'Özür dilerim,' dedi. Yavaş gülümsedi: 'Beklerken sayı sayabilirsin. Ben hep öyle yapıyorum.' Pamuk saymaya başladı: 'Bir kirpi, iki sincap, üç sincap, dört ördek...' Sonra kuyruktaki herkesin kuyruğuna baktı, kim en kabarık kuyruklu diye oyun oynadı. Sayarken ve oynarken zaman uçup gitti.
Sıra Pamuk'a geldiğinde merdivenleri hoplaya hoplaya çıktı. Yukarıda bir an durdu ve aşağı baktı. Dikenli, Yavaş, sincaplar ve ördek yavrusu ona el sallıyordu. 'Haydi Pamuk!' diye bağırdılar. Pamuk vınnn diye kaydı ve bu sefer karnındaki taş yoktu. Onun yerine kocaman bir gülümseme vardı.
O gün eve dönerken Pamuk annesine dedi ki: 'Anne, beklemek hâlâ zor. Ama beklediğim kaydırak daha güzel kayıyor.' Annesi onun kulağını okşadı. 'Evet Pamuk. Sıra beklemek, herkesin sırasını korumak demek. Senin sıranı da herkes koruyor.' Ve o geceden sonra Pamuk kuyruk gördüğünde hemen saymaya başladı: 'Bir, iki, üç... Yakında ben!'
