Bir bebeğin minik elleri vardı. Sabah uyandığında parmaklarını açıp kapardı — sanki günü selamlar gibi.
O eller her şeye dokunmak isterdi. Annenin yüzüne, battaniyenin yumuşaklığına, pencerenin soğuk camına.
Anne her dokunuşta fısıldardı: 'İşte bu pamuk, yumuşak. İşte bu ahşap, sert. İşte bu, annenin eli — en sıcak olan.'
Gece olunca minik eller yorulur, avuç içine kıvrılır ve uyurdu. Anne de o küçük yumruğu tutardı, bırakmadan.
