Hava kararmış, gökyüzünde minicik yıldızlar yanmaya başlamıştı. Minik adında küçük bir tavşan, gözlerini ovuşturdu. Çünkü uykusu gelmişti.
Önce yumuşacık pijamalarını giydi. Bir kol, iki kol... cup! İçi pamuk gibi sıcacık oldu.
Sonra küçük fırçasını aldı. Dişlerini fırçaladı, fırça fırça fırça. Dişleri pırıl pırıl parladı.
Minik yatağına usulca uzandı. Annesi geldi, ona kocaman, sımsıcak bir sarılma verdi. "İyi geceler, minik tavşanım," dedi yumuşacık bir sesle.
Minik esnedi. Aaah... Gözleri yavaş yavaş kapandı.
Ve tatlı tatlı, mışıl mışıl uyudu. İyi geceler, Minik.
