Bir varmış bir yokmuş, birbirini çok seven üç küçük domuz kardeş varmış. Büyüyünce "Artık kendi evimizi yapalım" demişler.
Birinci küçük domuz çok aceleciymiş. "Ben evimi samandan yapayım, çabucak biter" demiş ve hemen bir saman ev kurmuş.
İkinci küçük domuz da acele etmiş. "Ben de evimi çalı çırpıdan yapayım" demiş ve bir ahşap dal ev yapmış.
Üçüncü küçük domuz ise sabırlıymış. "Ben evimi tuğladan yapacağım. Biraz zaman alır ama sağlam olur" demiş ve gün boyu tuğla üstüne tuğla koymuş.
Bir gün aç bir kurt çıkagelmiş. Önce saman evin kapısına gelmiş, üfff diye üflemiş, saman ev uçup gitmiş. Birinci domuz koşarak kardeşine kaçmış.
Sonra kurt çalı çırpı evin önüne gelmiş, üffff diye üflemiş, o ev de dağılmış. İki kardeş birlikte koşarak tuğla eve sığınmışlar.
Kurt tuğla evin kapısına gelmiş. Üflemiş, üflemiş, bir daha üflemiş ama tuğla ev hiç kıpırdamamış. "Vay canına, bu ev çok sağlammış!" demiş.
Kurt yorulmuş, soluğu kesilmiş. Sonunda "Bu ev benden güçlüymüş" deyip pes etmiş ve ormana doğru çekip gitmiş. Bir daha da geri dönmemiş.
Üç küçük domuz sımsıcak tuğla evde birbirine sarılmış. "İyi ki sabırla sağlam bir ev yapmışsın kardeşim" demişler.
O günden sonra üçü birlikte tuğla evde mutlu mesut yaşamışlar. Ve şunu öğrenmişler: Sabırla yapılan işler, en sağlam olanıdır.
