Bir varmış bir yokmuş, sapsarı, yumuşacık bir civciv varmış. Adı Sarı'ymış. Bir sabah cik cik diyerek yürüyüşe çıkmış.
Yolda yuvarlak, parlak bir şey görmüş. "Aaa, kırmızı bir elma!" demiş Sarı. Kıpkırmızı, kocaman bir elma.
Biraz daha yürümüş. Yere düşmüş bir yaprak görmüş. "Aaa, yeşil bir yaprak!" demiş. Yemyeşil, küçük bir yaprak.
Sonra başını yukarı kaldırmış. Kocaman gökyüzünü görmüş. "Aaa, mavi gökyüzü!" demiş. Masmavi, upuzun bir gökyüzü.
Sarı civciv çok mutlu olmuş. Kırmızı elma, yeşil yaprak, mavi gökyüzü... Ne çok renk varmış dünyada!
Cik cik cik diyerek yuvasına dönmüş. Ve bütün renkleri rüyasında yeniden görmüş.
