anneyizbiz
← Masallar
Deniz'in Kapı Panosu
8-10 yaş

Deniz'in Kapı Panosu

Masalı dinle

Sen okuyamadığında, biz okuyalım.

Deniz'in çantası her sabah bir bilmeceydi. Bazen matarası evde kalırdı, bazen spor ayakkabısı, bir keresinde de bitirdiği ödevi masanın üstünde unutmuştu. Annesi her sabah aynı cümleleri söylerdi: 'Matarani aldın mı? Ayakkabın nerede? Ödevini koydun mu?' Deniz de her sabah aynı şeyi düşünürdü: 'Tamam ya, unutmadım!' Ama çoğu zaman unutmuş olurdu.

Bir sabah anne, kapıda üçüncü kez 'ayakkabın!' diye seslendiğinde sesi biraz kısıldı. Deniz de o an içinden bir şey patladı: 'Sen her gün söylüyorsun zaten, ben de hep sana bel bağlıyorum galiba.' Bu cümleyi söyler söylemez şaşırdı — çünkü daha önce hiç böyle düşünmemişti. Belki de sorun unutkanlığı değil, hep birinin ona hatırlatmasını beklemesiydi.

O gün okulda öğretmenleri bir proje verdi: 'İnsanlara yardımcı olan küçük bir sistem tasarlayın — bir alet, bir kural, ya da bir alışkanlık olabilir.' Deniz'in aklına hemen kendi sabahları geldi. Sınıf arkadaşı Ela, 'Ben köpeğim için bir mama saati kurdum, artık unutmuyorum,' dedi. Deniz'in kafasında bir fikir yanıp söndü.

Eve dönünce Deniz, kapının hemen yanına bir karton pano astı. Üstüne kalın kalemle üç şey yazdı: MATARA, ÖDEV, AYAKKABI. Her birinin yanına küçük bir kutu çizdi. Annesine, 'Artık bana söylemene gerek yok,' dedi, biraz da gururla. 'Ben kendim bakacağım.' Annesi gülümsedi ama içinden 'bakalım' diye geçirdi — çünkü bu ilk deneme değildi.

İlk sabah harikaydı. Deniz üç kutuyu da işaretledi, çantasında her şey vardı. İkinci sabah da öyle oldu. Ama üçüncü sabah, okula geç kalma telaşıyla panoya hiç bakmadan çıktı ve okulda matarasının olmadığını fark etti. O gün susuz bir gün geçirdi ve içi buruk eve döndü. 'Sistemim işe yaramadı,' dedi annesine, sesi biraz düşkün.

Annesi onun yanına oturdu, hemen çözüm sunmadı. 'Bir gün unuttun diye sistem bozuk değil,' dedi. 'Peki sence bugün ne farklıydı?' Deniz düşündü: 'Geç kalınca panoya bakmadım.' Anne başını salladı: 'Demek panoya bakmak, senin için bir alışkanlık olmalı — acele olsa da.' Deniz bunu bir kâğıda not aldı: kapıdan çıkmadan ÖNCE panoya bak, ne kadar acele olursa olsun.

Sonraki hafta Deniz kendi kuralını denedi. Bir sabah gerçekten çok acelesi vardı ama yine de durup panoya baktı — üç saniye sürdü, o kadar. Matarası çantasındaydı. O gün okulda susamadı, ve bir şey fark etti: kimse ona hatırlatmamıştı, ama o hazırdı. Bu, annesinin söylediği bin kez 'aldın mı'dan çok daha iyi hissettiriyordu.

Bir ay sonra pano biraz eskimiş, kenarları kıvrılmıştı ama hâlâ kapının yanındaydı. Deniz artık ona pek bakmadan bile çantasını doğru hazırlıyordu — pano bir hatırlatıcı olmaktan çıkmış, bir alışkanlığa dönüşmüştü. Annesi bir sabah fark etti ki haftalardır 'ayakkabın!' diye bağırmamıştı. Bu ona tuhaf bir şekilde hem rahatlık hem de gurur verdi.

Akşam yemeğinde anne, 'Biliyor musun,' dedi, 'ben de artık sabahları daha sakinim, çünkü senin işin sende.' Deniz gülümsedi: 'Bazen unutuyorum ama artık kendi hatam oluyor, senin değil.' Anne kahkaha attı: 'Bu da bir ilerleme sayılır.' O gece Deniz panosuna yeni bir kutu daha ekledi: KİTAP. Çünkü artık kendi sisteminin sahibiydi — ve bu, ona her sabah hatırlatılmaktan çok daha iyi geliyordu.

Birlikte Düşünelim

Masaldan sonra çocuğunla sohbeti başlatmak için — doğru cevap aranmaz, paylaşmak yeter.

Yeni masallar için aramıza katıl →
Instagram'da takip et · @anneyizbiz_com