Neden bazı çocuklar denemekten kaçınır?
Hatadan kaçınan çocuk çoğu zaman 'akıllı görünmek' ile 'öğrenmek' arasında sıkışmıştır. Değerinin ne kadar 'zeki' olduğuyla ölçüldüğünü hisseden bir çocuk, hata yapmayı kendine yönelik bir tehdit gibi görür ve en güvenli yolu seçer: hiç denememek. Oysa öğrenme ancak bilmediğin bir şeyle uğraşırken gerçekleşir.
Beyin yeni bir beceriyi tam da zorlandığında — yani şaşırıp yeniden denerken — kurar. Bu yüzden hata, öğrenmenin arızası değil, mekanizmasıdır. Çocuk bunu bir kez içine sindirdiğinde, hata onun için 'ben başarısızım' değil, 'henüz öğrenmedim' anlamına gelir; ve bu iki cümle arasındaki fark, bir çocuğun zorluk karşısındaki dayanıklılığını baştan aşağı değiştirir.
Sonucu değil, çabayı ve yöntemi gör
Çocuğu överken 'Ne kadar akıllısın!' yerine çabaya ve stratejiye bak: 'Bu soruda pes etmeyip üç ayrı yol denedin, işte onu çözen buydu.' Sonuç övgüsü çocuğa 'değerim başarımda' der; çaba övgüsü ise 'değerim denemekte' der. İkincisi, hata karşısında çok daha esnek bir çocuk yetiştirir.
Kendi hatalarını da görünür kıl. 'Anne de yanıldı, yemeği fazla tuzlu yaptım, bir dahakine daha az koyarım' gibi küçük, sakin itiraflar çocuğa hatanın utanılacak değil, konuşulabilir bir şey olduğunu öğretir. Sen hatanı saklarsan, o da saklamayı öğrenir.
Çocuk her takıldığında hemen devreye girip düzeltme dürtünü fark et. Onun yerine yapmak kısa vadede gözyaşını dindirir ama uzun vadede 'ben tek başıma yapamam' mesajını yerleştirir. Bunun yerine küçük bir ipucu ver, sonra geri çekil: mücadelenin kendisi öğretmendir.
Hata anında ne yapmalı (ve ne yapmamalı)
Çocuk bir hata yaptığında ilk tepkin tonu belirler. Panik ya da hayal kırıklığı yerine merak: 'Hmm, burada ne olmuş, birlikte bakalım mı?' Hatayı bir suç mahalli gibi değil, bir bilmece gibi ele al. Çocuk senin sakinliğini gördüğünde, hatanın hayatta kalınabilir bir şey olduğunu öğrenir.
'Boş ver, önemli değil' diyerek hatayı fazla hızlı kapatma; bu, çocuğun duygusunu yok saymak olabilir. Önce duyguyu adlandır ('bozulduğunu görüyorum'), sonra soruyu sor: 'Bundan ne öğrendik, bir dahakine neyi değiştiririz?' Böylece hata bir yıkım değil, bir sonraki denemenin bilgisine dönüşür.
Amaç, hiç hata yapmayan bir çocuk değil — hata yaptığında yıkılmayan, silkelenip yeniden deneyebilen bir çocuktur. Ona verebileceğin en büyük hediye kusursuzluk beklentisi değil, 'yanılabilirsin ve yine de sevilirsin' güvenidir.